Kapitalizmi veya bu sistemi çökertecek bir öneri; Her birimiz aşırı, ödeyemeyeceğimiz şekilde borçlanıp, yiyeceklerimizi stokluyoruz ve aniden bu hayatı bırakıp kendimizi dağlara, doğaya atıyoruz… Açlığı, barınmayı, güvenliği, ölümümüzü dert etmiyoruz, geldiğimiz yere geri dönüyoruz…
Acımasız ölümlerin olmadığı ılık meltem eserken, tarla kuşlarını kovaladığımız bir yerlere…
O yer bizi bekler, çözüm basit…
Korkmamak !!!
Egolar benliklerde yavaş yavaş birer ülser sıkıntısı gibi acı acı çoğalırken, ufak ama sonsuz zaman aralığında birbirine birer hırsız olur insan. Her şeyden biraz daha fazla çalmak ister kendisine, bunun adına da serbest piyasa, piyasa, “”ticari yaşam”” der! Büyük balık, küçüğü yutar der. Der insanoğlu der, her şeye bir şey der. Oysa ki herkesin birbirin de geri verilmesi gereken alacağı vardır, türlü aldatmacayla çalmış olduğu bir çok alacak.
bedreddin…
Vermeyeceğim kendimi kapitalizme…
‘’ Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar…’’ -Cemal Süreya-
Gene çocukların öldüğü gecelerden biriydi, sürüyle insan uyurken, kurban kurban çocuklar ölüyordu…
Biz uyandık!
"Freud; dikilen binaları, sivri şeyleri (kilise kuleleri veya minareleri de dâhil) ve gökdelenleri insanın bilinçaltında yatan iktidar hırsını sembolize ettiğini söyleyip; penise benzetmiştir.
Ben bu listeye giriş kısmında köprüyü de ekledim. Hatta köprülerin yanında yılan şeklinde kıvrılan yani penise benzeyen otobanları da ekleyebilirim.
Gökdelenler ve sivri binalar “erekte” olmuş bir penis ise; uzun köprüler ve otobanlar da “dinlenme” halindeki penisi sembolize edebilirler pekala.
Ayrıca tek benzetme kaynağım şekilleri de değil. Bunlar ayrıca şehirlerin ekolojilerine, silüetine, yaşayış şekilleri ve kültürlerine vurulmuş darbeler ve muhteşem orgazm habercisi tecavüz girişimlerine de benziyorlar.
"